DURUKAN ORDU etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
DURUKAN ORDU etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Aralık 2014 Pazar

SADİZMİN BABASI : "Marquis De Sade"

Sadizm, sadist... Gün içinde pek çok kez duyduğumuz ya da kullandığımız kelimelerdendir.
Kullanırken de öylesine ağzımızdan çıkıverirler. Öyle ya, dilimize pelesenk kelimelerdendir, öylesinedir...

Peki "sadizm" nereden gelmektedir, isim babası kimdir? 

Sadizm, ömrünün 13 yılını akıl hastanesinde geçiren bir Fransız aristokrat ve aynı zamanda yazar olan Marquis De Sade'dan gelmektedir. Yazarı gerek döneminin gerekse kendinden sonraki yazarlardan ayıran özelliği ise eserlerinde şiddet ve pornografiye yer vermesidir. Eserlerinden ötürü adı "Sadizm" kavramı ile özdeşleşmiştir.

Sade kitaplarında kişiler arası ilişkilerde insanın insansal yanı bir kez yitirildiğinde neler olabileceğinin bilgisini verir. Kişiler arası ilişkilerde insanın sahip olduğu onur bir yana bırakıldığında ortaya çıkan yeni ilke , kendi yararını koruma sonuna kadar götürülecek olursa; zorunlu olarak "sadizme" varılır. Yani insandaki insansal olan tek şey doğaysa, doğrudan doğa nedenselliği insan türünün yapıp etmelerini belirliyorsa, insan olmak cani olmayı da beraberinde doğal olarak taşır.*

Ankara Tatbikat Sahnesi'de yazarın son dönem akıl hastanesi günlerini konu alan bir oyunla izleyici karşısına çıktı. Devlet Tiyatrolarında izleyemeyeceğimiz cesarette bir senaryo ve kurguyla izleyicisini büyülemeye devam edecek gibi de görünüyor.






Konu Marquis De Sade olunca, elbetteki oyun sert bir şekilde ilerliyor. Bu sebeple oyuna gideceklerin bu sertliğe ve açıklığa hazır olarak gitmesi gerekebilir.

Oyunda Marquis De Sade rolünde son dönem tiyatronun başarılı ismi Durukan ORDU bulunuyor. Ve bu zor aynı zamanda oynamanın cesaret isteyeceği rolü başarıyla yerine getiriyor.

Oyunda yer alan diğer isimlerse Devlet Tiyatrolarının önemli oyuncularından Buğra KOÇTEPE ve Mithat ERDEMLİ.

Oyunun Genel Sanat Yönetmenliğinde ise Erdal BEŞİKÇİOĞLU bulunuyor. Başarılı isimlerin yanında kostümler, müzik, ışık ve dekor da mükemmel olunca başarılı bir oyun kaçınılmaz oluyor.

Tiyatro da farklı bir tat deneyimlemek isteyenler Tatbikat Sahnesi oyunlarını takip edebilirler.

Sahneyle ilgili olumsuz tek eleştirim ise sandalyelerin plastik ve salonun soğuk olmasıydı. Bu oturma düzeni geçici mi olacak yoksa tiyatronun ruhunu mu oluşturacak! ilerleyen sezonlarda göreceğiz.

İyi seyirler...


*Yazı Wikipedia'dan alınmıştır.

11 Şubat 2014 Salı

ANKARA DEVLET TİYATROSU- ÇEHOV HAFTASI : VANYA DAYI

Bu sezon tam bir hüsran oldu bizim için. Ne zaman programı açsak oyunlara bakıp vazgeçtik hep. Halbuki önceki sezonlarda hangisine önce gitsek diye sıraya zor koyardık oyunları...

Bu sezon da umutsuzca tiyatro programına baktığımızda Vanya Dayı oyununu gördük. Geçtiğimiz sezon Durukan Ordu'nun yer alacağını haber almıştık fakat bu oyun yerine Cyrano De Bergerac sahnelenmişti.

Bu sezonda Durukan Ordu'yu Vanya Dayı'da izlemek kısmetmiş.

Öncelikle şu itirafta bulunmalıyım ki Rus Edebiyatı gerçekten bana göre değil. Belki uyarlamadan, belki yazımdan kaynaklı...  Ama bana göre değil. Yine de sahne, dekor, müzikler, oyuncu performansları oyundan zevk almanızı sağlıyor.

Oyunun ilk 10 dakikası adapte sorunu yaşanabiliyor. Belki oyunu arka sıralarda izlediğimiz için olmuştur, belki de sorumsuz insanların çalan, titreyen telefonlarındandır !!! Çoğu replikleri kısık sesle oynandığı ve saydığım diğer sebeplerden dolayı duyamadığım oldu.

Çarlık Rusya dönemi yaşanan bunalımlar, ekonomik çöküntü, ilgili - ilgisiz, boşvermiş - kendini adamış insanların hikayesi... Tüm bunların içinde birbiriyle yüzleşen bir aile hikayesi...